13 Eylül 2010 Pazartesi

Welcome Party for FPP!











Çocuklar gibi ŞENDİK!
yüz boyama kalemlerim ve biz. toyz shoptan yapılan alışveriş sonucu ortaya çıkan görüntüler. Tabi bunlar matör çalışmalar oldu ahaha :)
Yarın okulun daha doğrusu çocukların ilk günü ve ben yarın bu kalemlerle canavarlarımı boyayacağııımm :) pek heycanlıyım. sırf boyamak için değil tabiki ahaha :) Büyüklerimin ellerinden küçüklerimin gözlerinden öper yarın başlayacak olan yeni döneme selam ederim. çav!

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Batı kıyısının maviliği

bir bildiğim var. Kendimce. Bu yaz çok sıcak geçiyor böyle terlemedim. Böyle damlamadı yani eminim. Didim de 10 günlük bir tatil yetti arttı ama o evde tatil o kadar mı güzel olur arkadaş. Bir insan sadece denize bakarak doyar mı. huzur dolar mı. Bal gibi de oluyor işte. Yaşadık. Huzurdan bir kuple.

  
bu ilk iki fotoğraf didim akbük- bozbük'te sakin sessiz -deniz restorantı demek daha doğru olur sanırım fakat sanki değil:) - bir yerde biralarımızı tokuşturup, güneşi devirirken çektim.


didim akbük- bozbük can'mış. onu gördüm bilirim

Burada bir buçuk gün kaldık, daha sonra altınkum gürültünün curcunanın içine düştük. Önce güzel bir temizlik yaptık 4 bayan. Daha sonra ne yesek derdine yolda düştüğümüz için fikirler ortada uçuşurken ben soslu makarna fikri ile olurları aldım ve o mis gibi manzaraya karşı yemek yemek beni öldürdü. Doymuştum neredeyse hemde daha yemeğe dahi başlamadan. :). Bulaşıkları yıkamak bile zevkli gelmişti. Manzara sarhoşu oldum sanırım. Didim altınkum, ilk kez burada üstüme battaniye alıp balkonda oturduğumu bilirim. Geldiğimiz gece hakkaten de soğuktu. öylece hepimizin üstünde birer battaniye oturup gece 3'e kadar muhabbet ettik. Uyuduğumuzu bilirim. Yatak rahatsız ettiysede. ve burasıda evimizden o doyamadıgım görüntü. o kadar zaman kaldım keşke o doyamadıgım gece manzarasını çekseydim diye hayıflandım kendimce az önce. :/ neyse. güzeldi.








Akşamları öldürüyordu beni bu deniz. Ve sabahın dinginliğinde. Gerisi teferruat ancak anlatılır.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

2010 yaz- yaz 2010- yaz- 2- 1000- 10.

iki bin onda yazı yaz kızım ama nolur yazın yaz.kendince eğlenmecelerdeyim.
2010 yaz. yaz 2010. 2010 nun yazında yazmak. yazma zamanı mıdır? yazmanın zamanı var mıdır? yoktur. bence. ama neden bekledim onca zaman peki? yazma zamanı dalaverisine kendimi kaptırmaya niyetim yok.
Hava sıcak mı sıcak. Kıcımızdan ter damlıyor resmen.Soğuklarla derdim vardı, iyi oldu. : )
Fotoğraflara baktım, toplu olarak album olusturmaya fotografları upload etmeyeli epeyce zaman oldu. paylasım sitelerinde album muhabbetini sevmez oldum son zamanlarda. Belkide geçicidir bu. Bilmiyorum. Aslında niyetim bu bloga yazmak degildi, bunlara eski kullandıgımda devam etmek istiyordum fakat, vardır bi lanetlik gidiyor. Eski kullandıgım blogumda bir sayfada yazdıgım kayıtlı öğeler iki kez görünüyor. Bu tüm kayıtlarım için böyle. Anlamadım. Ayarınıda yapamadım. Orayada yazdıgımda, yazdıklarımla bir sayfada ikinci kez karşılaşmak beni pek hoşnut etmedi. Sevmedim görüntüyü.
Ve evet... yaza dair paylaşımlara burdan devam edeceğim sanırım. ne zaman çözüm bulurum buna bilmiyorum fakat.. burdayım işte.

ta taam! :)

30 Haziran 2010 Çarşamba

olmuş mu gökçe bu? derken?

bir de ne vardır. kelimeleri oturtmuşsundur adam gibi karşına ama illa bi yamuk gözükürler etrafa. lanet edersin içinden yüklüce.

11 Haziran 2010 Cuma

otur.kilitle kendine kendinle küs.

şarkının beni alıp götürdüğü yerde kalmak istiyorum. oracıkta oturup, elime bi çomak alıp bağdaş kurup gene öylesine ..kuma bir şeyler çizmek istiyorum. biri gelip onun üstüne denizden biravuç suyu koşarak avucunun içinden şak diye bırakana kadar. şarkı bitti.

aşk ne?

bu aşk mı?
- bu aşkın babası.
...
peki bu aşkın babası ise, aşkın kendisi nerde?
-içinde.

any far?

sebepsiz bitmiş gibi gözüken aslında bir sebebi olup sadece sessice biten şeyler daha çok can yakar. acıtır. beynin bir yarısı günün ansızın bir vaktinde onu patlatır şak diye. aynan kendinsindir. birşeye bakmak veya görmek bu hissi çağırmaz. o yüzden kaçıp korkma.